Pandemiye Dair Ütopyalar...

"... ütopyalar, sanıldığının aksine hayalî kurgular veya kuruntular değildir; gerçeklere dayanan umut, ufuk ve yurt arayışlarıdır. Ütopyalar hem bir ağıt hem de daha iyi bir gelecek, daha güzel bir hayat veya daha yaşanabilir bir dünya arayışı yani...

 

Özetle, bütün ütopyalar, zihin veya düşünce dünyasının beslediği, yeşerttiği hayaller üzerine inşa edilirler. İster politik ütopyalar olsun, isterse edebî, bilim-kurguya dayalı hayaller, fark etmez; ikisi de yaşadığımız dünyanın zihin setleri üzerinden üretilir..."

SALGIN TEMALI KİTAPLAR

Soldan sağa doğru: Ebenezer Howard'ın Bahçekent ütopyası, Le Corbusier'in Işıyan Kent önerisi, Archigram grubunun hareket eden şehir ütopyası

PANDEMİ ÜZERİNDEN GELECEĞE DÖNÜK DİSTOPYALAR/ÜTOPYALAR

 

“Ütopyaların tarihteki en önemli etkileri, tarihi ve toplumu dönüştürme yetileri olmuştur.”

Ece Ceylan Baba - İdeal Kent Arayışında Mimari Ütopyalar

 

2019 yılı sonunda Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkan ve ülkemizdeki ilk hastanın da Mart 2020 itibariyle görüldüğü koronavirüs pandemisi beraberinde geleceğe dönük söylemleri de getirmiştir. Söylemlerin bir kısmı ütopik içerikli olmakla birlikte bir kısmı ise distopik karakterlidir. Söylemlerin bir kısmı ise ikisi arasında kalmakta, birine daha yakın olmakla birlikte diğerini destekleyen öğeler barındırmaktadır. Yine bu söylemlerin süreç içerisindeki etkenler nedeniyle karakter değiştirmesinin (genellikle ütopik karakterli bir söylemin distopikleşmesi yönünde) mümkün olduğu unutulmamalıdır.

Soldan sağa doğru: Hindistan - Auroville'de inşa edilmiş ekolojik ütopya örneği şehir, bir dejenere ütopya örneği olarak Paris'te bulunan Disneyland  

Pandemi sonrası geleceğe dönük ütopya tahayyüllerinin eski ütopyalardan esinlenmeler taşıdığı söylenebilir. Söylemlerden bazıları Ebenezer Howard’ın Bahçekent ütopyasını hatırlatırken kent yoğunluğunu azaltma, doğayla rekabet etmek yerine onunla barışık bir kentsel organizasyon kurma niyeti taşımaktadır. Archigram grubunun yürüyen şehir ya da takılıp sökülen şehir önerileri esnekliğe ve izole olmaya elverişlilikleri ile söylemlerin fikirsel boyutunu zenginleştirmektedir. Hiper bina örnekleri ise kenti yapı ölçeğine sığdırma öngörüsü ile yapı stoğunu azaltma, doğaya olan müdahaleyi azaltma gibi nedenlerden ötürü dikkat çekicidir. Söylemlerden biri olan “demokratikleşme ideali” pandemi sürecinde beyin gücü ile çalışan iş kolunun kas gücü ile çalışan iş gücüne ne kadar ihtiyaç duyduğunu ve bu nedenle sınıfsal ayrımın (beyaz yakalı, mavi yakalı) çözünmesi gerektiği üzerinden kurulurken “doğayı esas alan yerleşme pratikleri” de doğanın; üretim-tüketim dengesini, yaşanabilir ve sürdürülebilir kenti oluşturmada esas alınması üzerine kurulmuştur.  “Global dijital vatandaşlar” söylemi ise fiziksel sınırların erimesi, insanların birbirlerine daha hızlı ulaşması ve birlikte hareket etmenin kolaylaşması düşünceleri üzerinden inşa edilmektedir. “Yeni dünya düzeni” söylemi ise daha iyi bir yaşam şekli, daha iyi bir ekonomik sistem ve dünya toplum refahının yükselmesi üzerine inşa edilen ve her ne kadar kendisi ve içeriği yeni olmasa da hayata geçirilmesi konusunda pandemiyi fırsat olarak gören söylemlerden biridir.

Soldan sağa doğru: Paolo Soleri'nin Hiperbina önerisi, Rem Koolhaas ve OMA tasarımı inşa edilmemiş Hiperbina (Bangkok, Thailand, 1996)

Ütopya tahayyüllerindeki eski kent ütopyalarını referans alan söylemler, distopyalarda bilim kurgu eserlerinden yararlanmaktadır. Levent Şahin’in Pandeminin Patafiziği Üzerine Fragmanlar isimli yazısında distopyaların iki öncül etrafında şekillendiği görülür: Zamansal öncül ve güç öncülü. Zamansal öncül; tahayyülün uzak ya da yakın geleceğe havale edilmesi durumu ile güç öncülü ise sistem ya da varlıkları hareketsizleştirecek kadar güçlenmek (örn. Matrix serisi) ya da ortadan kalkarak varlıkları hayatta kalması imkansız bir çevreye mahkum etmek (örn.Mad Max filmi) şeklinde ifade edilebilir. Distopik söylemlerden biri doğayla olan ilişkinin göz ardı edilmeye devam edilmesi ile ortaya çıkacak kuraklık, açlık ve verimsiz topraklar ile karşı karşıya kalma durumu ve bunun sonucunda toprak, su, hatta oksijen üzerine yapılabilecek “kaynak savaşları”dır. Bir diğer söylem pandeminin hızlandırdığı yapay zeka ve robot teknolojilerinin insanların çoğunu işşiz bırakması şeklindedir. Yine yapay zeka teknolojilerinin    evden dışarıya çıkmaya gerek bırakmayacak şekilde gelişmesi (evden sağlık hizmeti verilebilecek kadar) ile bütün iletişimin dijitalleşerek adeta insanları da dijitalleştirmesi ve toplum olma yetisinin kaybedilerek yalnızlaşmanın artması, distopik söylemler arasında kendisine yer bulmaktadır. “Yerel yönetimlerin güçlenmesi, federasyonlara ve özerkliklere dönüşüm” ise seçim güvenliği, demokrasi gibi kavramları olumsuz etkileyeceği ve ırkçı söylemleri arttıracağı düşüncesi ile distopya söylemleri arasında yer almaktadır. Bir diğer söylem “dijitalizmin totaliter bir idare yaratması” ve bunun yeni nesil bir gözetim toplumu yaratarak daha fazla kontrol içeren teknolojik çözümler ile gizliliğin ve mahremiyetin kontrole feda edilmesi şeklindedir. Bu söylem "dijital mutlak gözetim”in tek çıkar yol gibi gösterilmesi sonucunda bu durumun “bireylerce içselleştirilmesi” ile de desteklenmektedir.

Bir distopya tahayyülünün modeli

Ek Okuma Önerileri

  • Spektrum Tasarım Rehberleri | Sayı:3 | Pandemi; Ütopya ile Distopya Ara Kesitinde mi, Yoksa Heterotopyanın Bizatihi İçinde mi?

  • Spektrum Tasarım Rehberleri | Sayı:2 | Pandemide ve Post-pandemide Toplum ve Mekân: Görüşler, Öngörüler, Öneriler

  • Spektrum Tasarım Rehberleri | Sayı:1 | Pandemide Kentsel Sistem: Yaşama, Çalışma ve Sosyalleşme Mekânlarında Yeni Standartlara Doğru

  • Covid-19 ve Thomas More'un "Ütopyası"

  • “Korona sonrası süreç, ütopyaları veya bilim-kurgu romanlarını aratmayabilir!” 

  • “Ütopya ve distopya sarkacında koronavirüs salgını”

  • Ütopya ve distopya sarkacında siyah kuğu

© 2021 DEÜ MİMARLIK FAKÜLTESİ MİMARLIK BÖLÜMÜ